Uzman İsim Açıkladı: İmza Verip Yoğun Bakıma Alınmak İstemeyip Serviste Ölmeyi Göze Alıyorlar

Uzman İsim Açıkladı: İmza Verip Yoğun Bakıma Alınmak İstemeyip Serviste Ölmeyi Göze Alıyorlar
YAYIN TARİHİ: 12.04.2021 09:56:00

Koronavirüs vakaları hızla artarken yoğun bakımlarda son durum görüntülendi. Prof. Dr. Güniz Köksal "Öyle hastalar var ki, imza veriyor, yoğun bakıma alınmak istemiyor. Toplum içinde de yoğun bakıma giren hastaya ölecek gözüyle bakılması doğru değil"

Günlük vaka sayılarının 55 binleri geçtiği Türkiye'nin pek çok merkezinde, neredeyse tüm bölümler yine Kovid servisine dönüştürülmeye başlanırken, yoğun bakımlar da özellikle 60 yaş altı genç hastalarla doldu.

Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Mesut Sönmez, 20 gündür vaka sayılarında artış olduğunu söylerken belirtilerin bile eskisi kadar ciddiye alınmadığına dikkat çekti.
“ARTIK KENDİMİZİ KORUMAMIZ GEREKİYOR”

Mesut Sönmez, yaklaşık 20 gündür yine salgının ilk günlerindeki gibi tüm kliniklerin teyakkuza geçtiğini belirterek “İlk önce büyüklerimizden korkuyorduk, gidip annemizin babamızın dedemizin elini öpmekten korkuyorduk. Büyüklerimizi korumaya çalışıyorduk. Ama şimdi yaş ortalamasında belirgin bir değişiklik görüyoruz. Bu bizi çok üzüyor. Daha önce büyüklerimizi koruyalım diyorduk ama artık kendimizi korumamız gerekiyor” diyerek uyardı.

“TEDAVİNİN GECİKMESİNE NEDEN OLUYORLAR”

Doç. Dr. Sönmez, hastalığın hızla yayılmasındaki en önemli etkenin henüz aşılanmayan genç nüfusun hareketliliği olduğunu söyleyerek başvurularda da geç kalındığını belirtti.

Sönmez, “Bulaşıcılık potansiyelinde çok ciddi bir artış var bu dönemde. Bir de şunu gözlemliyoruz, insanlar belirtiler belli bir noktaya gelmeden artık doktora başvurmuyor. Çevremden de duyuyorum, buradaki hastalarda da gözlemliyoruz, insanlar artık belirtileri dahi hafife alıyorlar. Burun akıntısını, baş ağrısını hafife alıyorlar ve doktora erken başvurmadıkları, test vermedikleri için de hastalık daha da ağırlaşıyor. Asıl tehlike bu bence. Tedavinin gecikmesine neden oluyor. Hasta, orta ve ileri aşamada başvurduğunda da tedavisi evde sürdürebilecekken maalesef hastaneye yatış oranları daha büyük boyutlara geliyor” dedi.
“AŞI OLMAK DEMEK MASKEDEN KURTULACAĞIMIZ ANLAMINA GELMİYOR”

Artık hastalara yetişemediklerini belirten Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Güniz Köksal, “Bu hafta başından itibaren hastalara artık yetişemiyor konumuna geldik diyebilirim. Daha genç hastalar artık yoğun bakıma geliyor. Çoğu aşılanmamış 50-60 yaş grubu, oldukça da ağır geliyorlar. Geçen sene Mart ayında o ilk karşılaştığımız antikor geliştirmemiş toplumdaki ağır seyreden hastalık, şu anda da mutasyonlar nedeniyle bu ağırlığa yol açıyor gibi. Ciddi ölüm riski olan hastalarla uğraşıyoruz. Aşı olmamız demek, maskeden kurtulacağımız anlamına gelmiyor. Aşılı olanlar bağışıklık sistemleri yüksek dahi olsa, taşıyıcı konumda olabilirler” diye konuştu.
“ALTTA YATAN BİR HASTALIĞI YOK DİYE DÜŞÜNÜYORLAR”


Salgının ilk ortaya çıktığı Mart ayında, insanların hastalığın nasıl bulaştığına dair şimdiki kadar bilgi sahibi olmadığı için daha kolay yayıldığını belirten Prof. Dr. Köksal, şu ifadelere yer verdi:

“Bir şekilde mesafe ve korunmamak nedeniyle bulaşlar oldu o zaman. Hadi cahildik bilmiyorduk diyelim. Ama şimdi, bulaşma yöntemini biliyoruz, buna rağmen hala toplu yaşamaya, sarılmaya, mesafeye dikkat etmemeye devam ediyoruz. Sıkıntımız bu. Yoğun bakıma gelen genç hastalarda altta yatan bir hastalığı yok diye düşünülüyor. Ama komorbiditesi genelde oluyor aslında. Ya tekstilde işçi, ya demir atölyesinde işçi, ya taksici, ya sigara içiciliği var. Bu grup genç hastalarda çok daha dikkatli olunması gerekiyor, çünkü bilinmeyen komorbiditesi var.

Tanısı konmamış diyabet, morbit obezite, altta bilinmeyen veya hep göz ardı edilen bir kalp hastalığı var. İnsanlar diyor ki ‘Şimdiye kadar hiçbir şikayeti yoktu, doktora bile gitmemişti, nasıl bu kadar ağır olur?’  Ama hasta buraya geldiği zaman görüyoruz ki, kronik kalp hastalığı var, daha önce hiç doktora gitmemiş.”

Sultangazi bölgesinden gelen hastaların çoğunun tekstil işçisi olduğunu da belirten Prof. Dr. Köksal, “Tekstil işçisi, iplikte çalışıyor; sürekli ip liflerini  soluyorlar. İnterstisyel akciğer hastalığı oluşuyor farkında değil mesela. Üstüne Kovid de yüklenince daha ağır geçiriyorlar.” dedi.

“İMZA VERİP SERVİSTE ÖLMEYİ GÖZE ALIYORLAR”

Yoğun bakıma gelen hastanın öleceğini düşünerek tedaviye uyumu ve yanıtının da zorlaştığına vurgu yapan Prof. Dr. Köksal, şu önemli ifadelere yer verdi:

“Hasta, yoğun bakıma indiği zaman öleceğini düşünüyor. Yoğun bakımlar ölüm yeri değil, tedavi yeri. Buraya geldikleri zaman korkmaları gerekmiyor, tam tersine şükretmeleri gerekiyor ki hala tedavi yolunda ilerleyebiliyorlar. Hala şansları var demek.

Hastalanmayalım, kurallara uyalım ama yoğun bakıma alınmamız gerekiyorsa da öleceğim duygusundan çıkalım. İnsanlar ölmesin diye burada. Öyle hastalar var ki, imza veriyor, yoğun bakıma alınmak istemiyor. Serviste ölmeyi göze alıyorlar. Bunlar doğru yaklaşımlar değil. toplum içinde de yoğun bakıma giren hastaya ölecek gözüyle bakılması doğru değil.”

DİĞER



DİKKAT ÇEKEN HABERLER