Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Azap'tan Çarpıcı Açıklamalar! Meğer Doğru Bildiğimiz Şey Yanlışmış
Bizimle iletişime geç
Haberlerim

Haberlerim

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Azap’tan Çarpıcı Açıklamalar! Meğer Doğru Bildiğimiz Şey Yanlışmış

SAĞLIK

28 Aralık 2020 Pazartesi 11:50:36

Son Güncelleme: 28/12/2020 11:51:35

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Azap’tan Çarpıcı Açıklamalar! Meğer Doğru Bildiğimiz Şey Yanlışmış

Prof. Dr. Alpay Azap, aşılanmanın maske zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağını ve çift maske kullanımının tek maskeye göre koruyucu olmadığını belirtti. Azap, “Aşılanmak maske zorunluluğunu ortadan kaldırmayacak” dedi.

Tüm dünyada aşı üretim kapasitesinin sınırlı ve aşı talebinin yüksek olduğunu belirten Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, aşılanmanın maske zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağını ve çift maske kullanımının tek maskeye göre koruyucu olmadığını açıkladı.

Prof. Dr. Azap, kaliteli ve ortasında filtre olan maske kullanımının yeterli olduğunu bildirdi.

 

MASKE UZUN SÜRE HAYATIMIZDA OLABİLİR

Maske, mesafe, teması kısa tutma; havalandırma ve hijyen kurallarının çok önemli olduğunu ve Aralık 2021’ de DSÖ’nün Dünya nüfusunun yüzde 40’ının aşılanabileceğini öngördüğünü söyleyen Prof. Azap, “Maskeden hepimiz bunaldık ama gerçekten hastalığın yayılmasını önleyen 5 yöntemden biri (diğerleri: mesafe, el temizliği, havalandırma, temas süresini kısa tutma) ve en etkilisi. Maskenin hayatımızdan çıkması için toplumun yüzde 65-70’inin bağışık olması gerekiyor. Aşı yüzde 100 korumadığı ve aşılananlar da virüs taşıyabildiği için neredeyse yüzde 80-90’lık bir toplum kesiminin aşılanması gerekir ki bu da ilk bir yılda imkansız. Üstelik virüsün mutasyon geçirdiği düşünülürse farklılaşan virüslere etkili yeni aşılar geliştirilip tıpkı grip aşısı gibi her sene veya birkaç yılda bir düzenli olarak tekrarlanması gerekecek. Benim kanaatim maskenin hayatımızdan çıkması ve kısıtlamaların tamamen kalkması için etkili ilaçların geliştirilmesini bekleyeceğiz. Bu ilaçlarla ilgili çalışmalar da hızla yürüyor. 2022 başlarında etkili tedavi ajanlarına kavuşmuş olacağımızı umuyorum.” dedi.

“Çift maskenin tek maskeden daha koruyucu olduğu kesinlikle söylenemez” diyen Prof. Azap, “Çift maskenin kaliteli (3 katlı ve orta tabakası geçirgen olmayan) olmak kaydıyla tek maskeden daha koruyucu olduğu kesinlikle söylenemez. Kaliteli tek maske yeterli. Ayrıca iki maske takıldığında maskelerin kayması nedeniyle sürekli düzeltme ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu da elimizi yüzümüze daha çok götürmemize neden olacağından enfeksiyonu ellerimizle gözümüze ağız ve burnumuza değerek taşımamıza yol açabilir.” açıklamasını yaptı.

 

“AŞILAR YÜZDE 90 ORANINDA KORUYUCULUK SAĞLIYOR”

Bugüne kadar klinik deneylerin son aşamasına gelmiş ve ara raporları yayımlanmış RNA aşıları, taşıyıcı virüs kullanan aşılar ve ölü (inaktive) virüs aşılarının yüzde 90 civarında koruyuculuk sağladığını belirten Prof. Azap,” Bu koruyuculuğun kaç ay süreceği belli olmadığı gibi klinik çalışmalara alınan gönüllülerin çok büyük bir kesimi hastalığı olmayan genç kişiler olduğu için hastalığı ağır geçirme riski yüksek olan, ileri yaştakiler ve altta yatan hastalığı bulunanlarda koruyuculuğun ne kadar olduğu henüz belli değil. Ancak aşının koruyuculuğunun farklı boyutları var: Hastalanmaktan koruma, ağır hastalıktan koruma, ölümden koruma. Bahsedilen yüzde 90 koruyuculuk hastalıktan koruma. Oysa ağır hastalıktan koruma bundan daha yüksek olacaktır. Ölümden koruma daha da yüksek… Bizim için de önemli olan zaten ağır hastalık ve ölümden koruma oranının çok yüksek olması. Şimdiden kullanıma girecek aşıların ağır hastalık ve ölümden çok yüksek oranda koruyacağını söyleyebiliriz.” diyerek aşının önemini vurguladı.

 

AŞI ZORUNLU OLMALI MI?

Prof. Azap aşının zorunlu hale getirilmesi için o aşının güvenlik verilerinin çok yüksek olması gerektiğini belirterek, “Covid-19 aşıları için büyük oranda güvenli ve etkili diyebiliyoruz ancak henüz çok nadir görülen ciddi yan etkileri olup olmadığı belli değil. Bu nedenle tıpta hep yaptığımız gibi fayda/olası zarar karşılaştırması yapıp olası zararın düşük, faydanın yüksek olduğu gruplarla başlamak gerekir. Daha açık ifade ile hastalığın riskli olduğu grupları aşılamakla işe başlamalıyız. Hem yeterli aşı gelene kadar öncelikli grupları korumuş ve ölümleri azaltmış oluruz hem de bu riskli gruplar üzerinden aşıların etkililik ve güvenlik sonuçlarını görme şansı buluruz.” dedi.

Aşı olmayan insanların ne kadar süre maske takacağı konusunda Prof. Azap şu şekilde açıkladı:

“Aşı olmayanlar ve hatta aşı olanlar da dahil olmak üzere hepimiz hastalık pandemik olmaktan çıkıp, tıpkı mevsimsel grip gibi endemik bir solunum hastalığına dönüşene kadar maske takmaya devam edeceğiz. Aşılanmak maske zorunluluğunu ortadan kaldırmayacak. Çünkü aşılar hastalıktan yüzde 100 koruyucu değil ve hastalıktan koruduğu kişilerin tamamında da virüsün çoğalmasını engellemiyor. Yani aşılanan kişilerin önemli bir kısmında hastalık gelişmeden virüs solunum yollarında çoğalabiliyor.”

Devamını Oku
Yorum yapmak için tıkla

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı