Koronavirüs'te 3. Dalga Olacak mı? Bilim Kurulu Üyesinden Dehşet Veren Açıklamalar! Yüzde 30 Daha...
Bizimle iletişime geç
Haberlerim

Haberlerim

Koronavirüs’te 3. Dalga Olacak mı? Bilim Kurulu Üyesinden Dehşet Veren Açıklamalar! Yüzde 30 Daha…

GÜNDEM

3 Şubat 2021 Çarşamba 18:20:08

Koronavirüs’te 3. Dalga Olacak mı? Bilim Kurulu Üyesinden Dehşet Veren Açıklamalar! Yüzde 30 Daha…

Mutasyonlu virüs ile ilgili açıklamalar devam ederken, bir açıklamada, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Tıbbi Viroloji Bilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Korona virüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kenan Midilli, Mutasyonlu virüslerin yakından takip edilmesinin vaka sayıları ve izolasyon açısından çok önemli olduğunu ifade etmiştir.

Korona virüsle mücadele tüm hızıyla devam ederken, ortaya çıkan mutasyonlu virüs tedirginlik yaratmaya devam ediyor. Mutasyonlu virüs ile ilgili açıklamalar devam ederken, bir açıklamada, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Tıbbi Viroloji Bilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Korona virüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kenan Midilli, mutasyonlu virüs ile ilgili olarak, beklenen bir durum olduğunu belirtmiştir. Mutasyonlu virüslerin yakından takip edilmesinin vaka sayıları ve izolasyon açısından çok önemli olduğunu ifade etmiştir.

“TÜRKİYE’DE DNA DİZİ ANALİZİ İLE TAKİP SİSTEMİ KURULACAK”

Prof. Dr. Midilli, mutasyonlu virüsün, bulaşıcılığı ve hastalık üzerindeki tüm özelliklerini, salgının seyri üzerindeki etkilerini erkenden fark edebilmek için yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek “Bunu da belli orandaki pozitif örneklerden seçip bunlara tam genom analizi dediğimiz 30 bin bazlık RNA’sının dizilimini çıkararak yapıyoruz (sekanslama). Bunun belli periyodlarda değil, neredeyse gerçek zamanlı olarak izlenmesi gerekiyor. Dünya Sağlık örgütü de o gün ya da o hafta pozitif tespit edilmiş örneklerin, yüzde 2 ila 10’unda sekanslama yapılmasını öneriyor.

Türkiye’de bu salgının başından itibaren düzenli dizi analizleri ile virüs takibi yapılamadı. Ciddi bir altyapı gerektiren bir işlem bu. Ancak bu varyantlar ve DSÖ’nün önerileriyle, bunun için harekete geçildi. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde düzenli bir DNA dizi analizi ile takip sistemi kurulacak” ifadelerini kullandı.

“VİRÜS EVRİMLEŞMESİNİ İLERLETTİKTEN SONRA KARŞIMIZA ÇIKMIŞ DURUMDA”

Prof. Dr. Midilli, Korona virüsün bu kadar fazla mutasyon biriktirmesinin endişe yarattığını ifade ederek, “Virüslerin normalde ayda bir kere değişime (mutasyona) uğramasının bekleriz. Yılda toplam 24, bilemediniz 30 tane mutasyon biriktirmesi bekleniyordu. Ama şu son zamanda karşımıza çıkan bu üç varyantta, neredeyse bir yılda biriktirecek kadar mutasyon var ve bunların biz atalarını (aşama aşama geçmişini) görmüyoruz. Virüs evrimleşmesini epey ilerlettikten sonra karşımıza çıkmış durumda” açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Midilli, Korona virüs tedavi süresince hastalığın tedavisinde kullanılan immün plazma gibi bağışıklıkla ilgili tedavilerin, oluşan bu mutasyonları tetiklemiş olabileceğini düşünüldüğünü belirterek, sözlerini şu şekilde devam etti; “Bu tip tedaviler virüs üzerinde seçtirici baskı dediğimiz (tedaviden kaçmayı öğreten) bir etki yaratıyor. Bu mutantlar büyük ihtimalle bağışıklık sorunu olan yani virüsü kolaylıkla kontrol alına alamayan ya da (immün) plazma tedavisi görmüş kişilerde meydana gelmiş ve ondan sonra toplum içinde yayılmaya başlamış gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

“HER ÜÇ VARYANT’TA DİKKAT ÇEKEN NOKTALARDA BİRİ BULAŞICILIKLARININ YÜZEK OLMASI”

Prof. Dr. Midilli, İngiltere’de (varyant 1), Güney Afrika (varyant 2) ve Brezilya’daki (varyant 3) mutasyonların en büyük tehdit olarak algılandığını vurgulayarak Prof. Dr. Midilli, “Her üçünde de dikkat çeken noktalardan bir tanesi bulaşıcılıklarının daha yüksek olmasıydı. İngiltere varyantının bulaşıcılık ve ölüm hızının en az yüzde 30 daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu, pek çok açıdan sorun oluşturacak bir tablo. Birçok ülkede Ocak başında ya da Aralık sonunda tek tük vakalar görülmeye başlandı.

Ama o ülkelerde başta Portekiz olmak üzere, İsviçre, Danimarka’da (bu varyantı taşıyan) vaka sayıları çok kaygı verici oranlara ulaştı. Özellikle Portekiz’de şu anda vakaların neredeyse yüzde 60’ının kökeninde İngiltere varyantı olduğu tahmin ediliyor. Diğer ülkelerde de yapılan projeksiyonlara göre, eğer yeterince kontrol altına alınamazsa, bahar aylarında varyantı 1’in bütün Avrupa ve Kuzey Amerika’da baskın hale gelmesi bekleniyor” açıklamasında bulundu.

“3 BÖLGE’DE BİRİNCİ DALGAYI YOĞUN BİR ŞEKİLDE YAŞAMIŞ VE ETKİLENMİŞ”

Prof. Dr. Midilli, Varyantların ortaya çıktığı ülkelere bakıldığında, İngiltere’de (varyant 1), Güney Afrika (varyant 2) ve Brezilya’daki (varyant 3) her üç ülkenin de korona virüs salgınında ilk dalgayı çok ağır geçirdiğinin dikkat çektiğini belirterek “İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya, birinci dalgayı yoğun bir şekilde yaşamış ve çok etkilenmiş bölgeler. Bu toplumlarda hastalığı geçirip bağışık hale gelmiş kişilerin sayısının, diğer bölgelere göre daha yüksek olmasını bekleriz. Nitekim Brezilya’da mutasyonun ortaya çıktığı bölgede, ikinci pikin hemen öncesinde seroprevalens, yani antikor taraması yapıldı ve antikor pozitifliğinin yüzde 76’nın üzerinde olduğunu bildiren çalışmalar var.

Bizi niye ürkütüyor bunlar? Yüzde 76’sı bağışık hale gelmiş bir toplumda (tekrar) böylesine yoğun bir salgın yapabiliyor olması nedeniyle. Yani doğal enfeksiyonu geçirseniz bile, yeniden orada ciddi düzeylerde vaka sayılarına ve yeni bir dalgaya yol açabilecek kapasitesi var demek bu. İkincisi de oluşmuş olan bağışıklıktan demek ki kaçabilme kabiliyeti geliştirmiş virüs” ifadeleri kullanıldı.

“BAŞTAN BERİ EN ÇOK KORKULAN ŞEYLERDEN BİR TANESİ BU”

Bu üç bölgedeki varyantın içerisinde bağışıklık açısından en büyük sıkıntının, Güney Afrika ve Brezilya varyantları olduğunu belirterek Prof. Dr. Midilli, bunların özellikle aşılar açısından neden büyük endişe oluşturduğunu belirterek şu ifadeler kullanıldı;

“Güney Afrika ve Brezilya varyantlarında özel bir aminoasit değişikliği var. Bunların hem doğal bağışıklık, hem de aşıların oluşturacağı bağışıklıktan daha az etkilenme, yani kaçabilme ihtimali olduğu gösterildi. Aşı firmaları da açıkladı bunu. İngiltere’deki varyantın ilk halinin aşılardan etkilenmeyeceği açıklansa da birkaç gün önce yayınlanan bazı bilgiler, İngiltere’deki mutasyonda, Brezilya ve Güney Afrika varyantlarındaki kilit aminoasit değişikliğinin de eklendiği yönünde. Baştan beri en çok korkulan şeylerden bir tanesiydi bu.

Yani bu üç varyantta da benzer mutasyonların olması, birbiriyle ilgisiz, farklı coğrafyalarda böyle değişikliklere uğraması, virüsün bu yönde evrimleşmeye gittiğini ve evrimleşme hızının da artmaya başladığını işaret ediyor. Bu da virüsün daha fazla mutasyon biriktirerek, belki tamamen dirençli hale gelme riskini ortaya çıkarıyor” açıklamasında bulundu.

“TOPLUMUN BİR AN ÖNCE AŞI İLE BAĞIŞIKLANMASI, KONTROL ALTINA ALINMASI GEREKİYOR”

Bu üç bölgede görülen mutasyonun dünyada korona virüs pandemisi ile ilgili olarak tüm planların değiştirdiğini belirterek Prof. Dr. Kenan Midilli, kısıtlamaların gevşetilmesi için henüz çok erken olduğunu belirtti; “Şu anda bütün programlar ve beklentiler değiştirildi. Aşamalardan beklentiler, kısıtlama önlemlerinden beklentileri değiştirdi bu mutasyonlar. Virüs, antikorlara daha fazla direnç kazanmadan toplumun bir an önce aşı ile bağışıklanması, yani salgının kontrol altına alınması için aşılama çalışmalarının hızla yaygınlaştırılması gerekiyor. Ancak burada da bütün dünyada yaşanan aşı tedariği problemi söz konusu. Aşı firmalarının, bu yeni varyantlara karşı güncelleme yapmaları gerekecek. Tüm bunlar aşılamaların gecikmesine sebep olacak.

Bu da salgının uzaması, hastanelerin yeniden dolması açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. İşte bu nedenlerle elimizdeki en güçlü silah yine kısıtlayıcı önlemler maalesef. Halk sağlığı tedbirlerine devam etmemiz gerekiyor. Özellikle böyle bulaşıcılık hızı yüksek, mortalitesi (ölüm hızı) yüksek bir varyantın baskın hale gelme tehlikesi, hali hazırda devam eden kısıtlama tedbirlerinin çok dikkatli bir şekilde ve çok tartılarak gevşetilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarıyor” açıklamasında bulundu.

OKULLARIN BÜTÜNÜYLE AÇILMASI, BU SENE İÇİNDE ÇOK MÜMKÜN OLMAYABİLİR”

Korona virüsle beraber oluşan kısıtlamalardan, ruhsal ve ekonomik olarak çok yorulduğunu ve sıkıntılı günler geçirdiğini belirten Prof. Dr. Midilli, bu kapsamda gevşeme planlarının, kısa süreli ya da lokal olarak uygulanabileceğini belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Sorun neredeyse, orada daha sıkı kısıtlama önlemleri uygulanabilir. Yerel olarak bazı yerlerde okullar, özellikle küçük sınıflar açılabilir. Nitekim köy ilkokulları açılabilecek. 9-10 yaş altı çocuklar hastalığı geçirse de bulaştırma oranları çok düşük. Ama 10-19 yaş grubu, hem hastalığı kolay kapıyor hem de çok mobilize bir yaş grubu olduğu için daha fazla yayıyorlar. Onun için okulların bütünüyle açılması, belki bu sene içinde çok mümkün olmayabilir.

Tedbirlere uyumu gönüllü olarak bıraktığımızda, bu iş birkaç hafta içerisinde tekrar aşılamanın sonuçları elde edilmediği sürece karşımıza çıkıyor vaka sayısındaki artışlar. Kısıtlama ve gevşetme periyodundan sonra yoyo etkisi gösteriyor. Bir sonraki dalga daha büyük oluyor. Bunu çok iyi gördük yaz sonu ve sonbaharda yaşadığımız ikinci dalgada. Bu nedenle bütün gevşetme tedbirlerinin ve bulaşmalar açısından kritik yerlerin açılmasında çok acele etmemek gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Devamını Oku
Yorum yapmak için tıkla

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı